“Çocukların sağlığı da geleceği de önemli”

“Çocukların sağlığı da geleceği de önemli”

ABONE OL
9 Nisan 2021 15:35
“Çocukların sağlığı da geleceği de önemli”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türk Eğitim Derneği (TED) salgının gölgesinde geçen 2020 yılının değerlendirildiği TEDMEM raporunda, “Sağlık kurumlarının ayakta kalması hayatımızı, eğitim kurumlarının ayakta kalması ise geleceğimizi koruyacaktır” uyarısı yapıldı. 

TED ‘2020 Eğitim Değerlendirme Raporu’nda Yönetişim ve Finansman, Öğretmenlik ve Mesleki Süreç, Temel Eğitim ve Ortaöğretim, Mesleki ve Teknik Eğitim, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri, Ölçme Değerlendirme ve Kademeler Arası Geçiş olmak üzere 6 ana başlık altında oluşturulan raporda eğitim sistemi tüm yönleriyle değerlendirildi. COVID-19 salgınının Türkiye’yi vurduğu ve eğitimin dönüşmeye başladığı 2020 Mart ayı itibarıyla değerlendirmeye alınan süreçte, olumlu ve olumsuz birçok gelişme yaşandı. TED’in düşünce kuruluşu TEDMEM hazırladığı raporda, covid-19 salgınının başlangıcından itibaren dünya genelinde faaliyetlerini sürdürmeleri öncelikli olan iki sektörden birinin sağlık, diğerinin eğitim olduğunu vurguladı.‘2020 Eğitim Değerlendirme Raporu’nda, sağlık sektörünün faaliyetlerini sürdürebilmesi için olması gerektiği gibi tüm imkanlar seferber edilmişken eğitim için aynı şeyin söylenemediği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

ÇOCUKLARIN SAĞLIĞI KADAR GELECEĞİ DE ÖNEMLİ

“Önce çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin sağlığı” vurgusuyla birlikte “Risk varsa biz yokuz” cümlesine sıklıkla yer verildi. Ancak okulların kapalı olduğu süre uzadıkça çocuklarımızın yalnızca bugününü değil geleceklerini de etkileyen riskler ortaya çıkarıyor. “Risk varsa biz yokuz” cümlesindeki “risk” kelimesi her ne kadar sağlıkla ilgili riskleri işaret etse de okuldan uzakta kalmanın risklerinin de gözetildiği bir anlayışa duyulan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Yüz yüze eğitime başlanamadığı durumlar için ise “Biz yokuz” ifadesinin kullanılması okul yoksa okulun gözetici, koruyucu rolünün de kesintiye uğradığına ilişkin çıkarımlarda bulunmayı mümkün kılıyor. Oysa eğitim öğretim süreçlerinin devamlılığından sorumlu olanların en çok riskin olduğu yerlerde varlık göstermesi beklenir. Okulların açılması veya kapatılması kararında çocuklarımızın “sağlığını ve yaşamlarını korumak” ile “geleceğini korumak” arasındaki hassas dengenin gözetilmesi gerekir.

EĞİTİME AYRILAN KAYNAKLAR YETERLİ DEĞİL

Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2020 yılı bütçesi 2019 yılına kıyasla yüzde 10,18 arttı. Ancak bütçenin Gayri safi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı neredeyse sabit kaldığından, merkezi yönetim bütçesine oranı yüzde 3,29 azaldı. 2020 yılı bütçesinde esas alındığı haliyle, Bakanlık bünyesindeki resmî kurumlarda görev alan öğretmen sayısı 946 bin 114; öğretmen dışındaki hizmet sınıflarında görev yapan personel sayısı ise 82 bin 192 oldu. Bakanlık 2020 yılı bütçesinin yüzde 84’ünü personel giderleri ve sosyal güvenlik kurumu devlet primi giderlerinden oluştu. 

YATIRIM BÜTÇESİ DİPLERDE

MEB 2020 yılı yatırım bütçesi 2019’a kıyasla yüzde 5 arttı. Ancak 2018 yılına kadar artış eğiliminde olan yatırım bütçesinin, 2019 yılında yüzde 28 oranında düştüğü görülüyor. Yatırım bütçesinin MEB bütçesi içindeki payının yıllara göre değişimi incelendiğinde en yüksek oran yüzde 30,03 ile 1998 yılına ait. Bu durum 1997 yılında temel eğitim reformuyla birlikte uygulamaya konan sekiz yıllık zorunlu ve kesintisiz eğitime geçişin bütçeye yansımış haliydi. İlerleyen yıllarda bu oranın 2009’da yüzde 4,58’e kadar düştüğü, sonrasında ise en fazla 2014 yılında yüzde 9,32’ye ulaştı. 2020 yılında yüzde 4,65’e düşen bu oran, 2009 yılındaki dip değere yaklaştı. 

VİRÜS 63 MİLYON ÖĞRETMENİ ETKİLEDİ

Salgınla birlikte öğretmenler kendilerini aniden daha önce hiç deneyimlemedikleri bir sürecin içinde buldular. Öğretmenler bir yandan öğrenmenin sürdürülmesini ve öğrencilerinin iyi olma hallerini desteklerken, diğer yandan da salgının kendi hayatlarında ortaya çıkardığı zorlayıcı koşullarla baş etmek ve değişime ayak uydurmak zorunda kaldı. Okulların açılması/ kapanması kararları neredeyse günübirlik değişirken, öğretmenlerin karar alma süreçlerinin bir parçası olması gerekliliği bir yana, öğretmenler ertesi gün ne yapacaklarını bilemez duruma geldi. Salgın döneminde ve sonrasında öğretmenlerin desteklenmesi ve iyi olma halinin güvence altına alınması için sunulan öneriler: – Öğretmenlerin iş güvencesi ve gelir güvencesi sağlanmalı- Alınacak tedbirlerde ve sağlanacak desteklerde öğretmenlerin ve öğrencilerin sağlığı, güvenliği ve iyi olma hali birinci öncelik olmalı- COVID-19 için oluşturulan eğitim tedbirlerine öğretmenler mutlaka dâhil edilmeli- Öğretmenlere yeterli destek ve mesleki gelişim imkânı ve fırsatı sağlanmalı- Eşitlik ve kapsayıcılık eğitim tedbirlerinin odağına alınmalı

TÜM ÖĞRETMENLERE KADRO

Sistemde “ücretli öğretmen” uygulamasının bu denli yaygın olması pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Her sınıfa “nitelikli öğretmen ulaştırmak” gibi temel bir hedef belirlenmişken ücretli öğretmenlik uygulamasıyla ucuz işgücüne başvurmanın meşrulaştırılması, öğretmen olmak için gerekli asgari nitelikleri taşımayanlara çocuklarımızın emanet edilmesi, mesleğe yönelik toplumsal algının zedelenmesi, özellikle dezavantajlı bölgelerdeki öğrencilerin nitelikli eğitim alma hakkının olumsuz etkilenmesi bu sorunların başında geliyor.

710 BİN ÇOCUK OKULDAN UZAK

2019-2020 eğitim öğretim yılı okullaşma oranları ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından rapor edilen toplam çocuk sayısı verilerine göre yapılan hesaplamalar, zorunlu eğitim çağında olması gereken 6-17 yaş arasındaki yaklaşık 710 bin çocuğun okul dışında kaldığını gösteriyor. 

10 MİLYON VELİ VE ÖĞRENCİ PSİKOLOJİK DESTEK ALDI

Salgının başladığı mart ayından 1 Ekim 2020 tarihine kadar 9 milyon 927 bin 181 öğrenciye rehberlik ve psikolojik danışma hizmeti verilirken, 10 milyon 168 bin 910 veli ve 794 bin 768 öğretmen ve yöneticinin de bu hizmetten faydalandığı açıklandı. Öğrenciler en fazla talep ettiği konular; uyum, motivasyon ve hedef belirleme olurken, veliler ise bu süreçte sağlıklı yaşam ve psiko-sosyal destek konularında rehberlik hizmeti aldı. 

KONTENJANLAR YÜZDE 60 ARTTI

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavının ilk uygulandığı yıl olan 2018’de merkezi sınav puanı ile öğrenci yerleştirilen toplam kontenjan, 2018 yılında 127 bin 480 iken, 2019 yılında yüzde 9,51 oranında artırılarak 139 bin 600’e çıktı. 2020 yılında ise sınavla öğrenci alacak okulların kontenjanı yüzde 53 oranında artırılarak 213 bin 940’a ulaştı. Bazı lise türlerinin kontenjanında ise önceki yıla göre yüzde 60’ın üzerinde artış gerçekleşti. Okul türlerine göre bir önceki yıla göre kontenjanı en fazla artan okullar yüzde 69 ile Anadolu liseleri, yüzde 62 ile mesleki ve teknik Anadolu liseleri oldu. Anadolu imam hatip liselerinde yüzde 45, fen liseleri ve sosyal bilimler liselerinde ise yüzde 35 oranında kontenjan artışı gerçekleşti. 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
rk
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.