Mevlana eğitimde hangi metotları uyguluyordu?

Mevlana eğitimde hangi metotları uyguluyordu?

ABONE OL
30 Mart 2021 12:06
Mevlana eğitimde hangi metotları uyguluyordu?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mevlana’nın eğiticilik yönü var mıydı? Mesnevi’de eğitimden nasıl bahsediliyor? İşte turkegitimtv.com yazarı Doç. Dr. Süleyman Doğan’ın kaleminden Mevlana dosyası:

Mevlana Muhammed Celaleddin Rumi (Belh, 1207-1273 Konya)’nin şaheseri Mesnevi (bendenizin tanımlamasına göre) bir tür İslam ansiklopedisidir.

Mevlana’nın eserlerinden anlaşılıyor ki, kendisi iyi bir pedagog, Mesnevi adlı şaheseri de bir ahlak ve pedagoji kitabıdır.

Mevlana, yaşadığı dönemin yenileyicisi ve etkin bir eğitimcisidir. Mevlana, yetkin kişiliğiyle medresede, camide, sohbet meclislerinde hem öğretim faaliyetlerinde bulunmuş hem de manevi eğiticilik vazifesini yürütmüştür. Mevlana, eğitimin insanın yaratılış gerçeği üzerine kurulmasını, kişilerin tabiatlarındaki sanat ve hünerleri geliştirmesini ve onların olgun gönüllerinin hizmetine sunulmasını istemektedir.

Mevlana Pedagog

Mesnevi didaktik olmasının yanında oldukça romantiktir.

Özellikle anne babaların ve eğitimcilerin bocaladığı, bilinen, eskilerden devralınan klasik yöntemlerin yetersiz kaldığı, Batı’ya ait yöntemlerin denendiği ve kültürümüzle uyumsuz olduğu görüldüğü bu dönem için bir yol gösterici niteliktedir.

Mesnevi’nin, pedagojik yönünün ele alınması ve bu açıdan yorumlanması kaçınılmazdır. Bendeniz Mesnevi’ye farklı bir perspektiften bakarak “Mesnevi’den Pedagojik Telkinler” isimli kitabım 13 baskı yaptı. Mesnevi’yi didaktik bir bakış açısıyla inceledim ve hikâyeleri pedagojik bir yöntemle izah etmeye çalıştım.

Mesnevi’nin insanlığa ahlak, eğitim ve pedagoji gibi yönlerden nasıl yararlı olabileceğini bugünün insanına anlatmak amacıyla kaleme alınmıştır.

Aslında Mesnevi, bir hikâye kitabı da değildir. Mesnevi, hakikatler kitabı, irfan kitabıdır.

Mevlana, Mesnevi’nin I. cildinin önsözünde; “Mesnevi, hakikate ulaşmak ve Allah’ın sırlarına ağah olmak isteyenler için bir yoldur. Mesnevi, temizlenmiş kişiler için gönüllere şifadır. Kur’anı açıkça anlamaya yardım eder, huyları güzelleştirir.” demiştir.

Birbiri içine giren bu nadir hikâyeler arasında gizlenmiş bulunan Mesnevi cevherlerini, bu ilahi hikmetleri bulup çıkarmak için çok dikkatle uğraşmak, emek sarf etmek ve çok sabırlı olmak gerekmektedir.

Mevlana yaşadığı dönemin iyi bir eğitimcisidir. Medresede, camide, sohbet meclislerinde hem öğretim faaliyetlerinde bulunmuş hem de manevî eğiticilik vazifesini yürütmüştür.

Bütün yaşamı eğitim ve eğitsel etkinliklerle geçen Mevlana, bütün eserlerini de bu amaçla yani insanların eğitimine duyduğu ihtiyaç sebebiyle yazmış veya yazdırmıştır.

Mesnevi’nin yazılış aşamasında da bu amaç açıkça görülmektedir. Özellikle öğretmen ve öğrencilerin istifade etmesi için yazılmıştır. Bu yönüyle de Mesnevi didaktik (öğretici) bir eserdir.

İnsan insanın aynasıdır!

Mevlâna’nın insana verdiği değere insanlığın henüz ulaşamadığı görüyoruz. Batının “İnsan insanın kurdudur” anlayışının yerine, “İnsan insanın aynasıdır” diyen Mevlâna, bugünün modern dünyasına da adeta bir ders vermektedir.

İnsanın ruh, akıl ve aşk temalarından oluştuğunu ifade eden Mevlâna’nın, bu unsurları hem teoride hem de pratikte birleştirerek ideal insan tipini ortaya koymuştur.

Ruhunu ve sevgisini yitirmiş toplulukların Mevlana’dan alacakları çok ders vardır. Acaba küreselleşme ile birlikte pek çok alanda büyük adımlar atan ancak yine de çaresizlik içinde kıvranan dünya, Mevlana’nın tüm insanlığı kucaklayan sevgisinden biraz olsun nasibini alsa güzel olmaz mıydı? Aşk, insanların hırs, kibir, kıskançlık ve kin gibi olumsuz huylarının yegâne hekimidir. Toplumda İlâhî sevgi ile gönüllerini arındıran insanlar çoğunlukta olduğu zaman, aksaklıklar düzelir, kötülükler sona erer, huzur hâkim olmaz mı?..

İlim sahibi olmak!

Mesnevi’nin tefekkür dünyası incelendiği zaman odak noktasının insan olduğu görülür. “Fikir odur ki insanı bir yola ulaştırır. Yol o yoldur ki, yolcusu padişah olur.” (Mesnevî, II:3237) sözleriyle de; Hz. Peygamberimizin: “Allah’ım; sana sığınırım faydasız bilgiden, alçalmayan gönülden, doymayan nefisten, kabul edilmeyen duadan.” hadisi gereğince bilginin faydalı olanına inanır. Nefsinin isteklerine esir, rahatına düşkün, çabuk bıkan, kendisine güveni olmayan, zahmetlere sabretmeyen, dünyalık peşinde koşan insanlar ilim sahibi olamazlar. (Mesnevî, III: Dîbâce)

Mevlânâ da güzel ahlâk sahibi ve örnek insan olmanın tarifini verip, gönülleri eğitirken ahlâk ve ahlâkî hususlara özellikle dikkat çeker. Zira Mevlânâ; toplumun huzur ve barışı için öncelikle her bireyin kendi iç dünyasında huzur bulmasına, bunun ilk adımlarından birinin de sevgi ve güzel ahlâk sahibi olmakla gerçekleşeceğine inanır.

Bilgi Çağı ve Eğitim Sistemi

Bilgi çağı olarak adlandırılan 21.yüzyılda toplumun geleceği, bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma ve bilgiyi üretme becerilerine bağlı bulunmaktadır. Bu becerilerin kazanılması ve hayat boyu sürdürülmesi, bilgiyi ezberlemeyi değil, bilgi üretimine dayalı çağdaş bir eğitimi gerektirmektedir.

Eğitim genel anlamıyla insanın iyi davranış kazanması ve sosyalleşmesi için yapılan çabalardır. İnsanlık tarihi eğer insan olmanın tarihi ise, o her şeyden önce eğitim tarihi demektir. Eğitim ve öğretim tarihi pedagojinin önemli bir parçasıdır. Eğitim –en geniş anlamına göre- bir milletin ve cemiyetin kültürel ve medeni değerlerini gelecek nesle aşılamaktır.

Pratik bakımdan eğitim bir sanattır. Gelecek neslin muhtelif derece ve renkteki yeteneklerinin en elverişli bir şekilde geliştirmek eğitim sanatının başlıca görevidir.

Bir ülkenin eğitim gerçeğinin temel zeminini eğitim felsefesi ve eğitim sosyolojisi oluşturur; onun üzerine eğitim politikaları şekillendirilir; eğitim politikalarına dayanarak eğitim planlaması somutlaştırılır; eğitim planlamasıyla da eğitim uygulamalarına meşruluk kazandırılır. Eğitim gerçeğinin temel bağlantı kategorilerinin temelinde eğitim felsefesi ve eğitim sosyolojisi bulunmaktadır.

Eğitim ve öğretim sürecinde bireyi yönlendiren, rehberlik eden ve ona doğru davranış kazandıran öğretmendir. Ektiğini en geç biçen çiftçi öğretmendir. Hekim hastasının iyi olup olmadığını görür. Komutan ya zafer ya yenilişle neticeye ulaşır.

Yalnız öğretmenlerdir ki, zaferini görmek için birkaç nesil beklemek zorundadır. Ama bu bekleyiş hakiki bir değişim içindir.

İlahi çağrıya kulak verelim!

Mesele, bizden neden Kant veya Comte’un çıkmadığı meselesi değildir; esas mesele kendi düşünce ve bilim dünyamızı iyi tanımak, iyi tanıtmak, onunla sağlam bağlar kurarak geleceğimizi aydınlatacak hamlelere geliştirmektir. Günümüz eğitimi belki fertteki gücü işlenebilir kılıyor, verimi arttırıyor, ama onları daha insani yapmıyor. Bugün dünyada Batı merkezli uygulanan eğitimin amacı daha erdemli, daha insancıl ve daha yardımsever insanlar yetiştirmeye değil, daha çok verim almaya, sanayinin çarklarının daha hızlı dönmesine göre ayarlanmıştır.

İnsanın en uzun yolculuğu, kendi iç yolculuğudur.

Mevlana ve Mesnevisi, böyle bir manevî arayışı olan gönüllere sunulmuş ilâhî bir armağandır. Bu dünya gurbetinin bağrı yanmış ve dudağı çatlamış yolcuları, susuzluklarını o irfan çeşmesinde kandırır, gönüllerini o cennet esintileriyle serinletirler.

Mevlana ve büyük bir insanlık panoraması olan Mesnevi’yi tanımak, kendi kendimizi tanımak, kendi iç portremize ayna tutmaktır.

O parlak ayna 8 asırdır 7 kıtada elden ele dolaşıyor ve bizi bu uzun ve mukaddes yolculuğa çağırıyor.

Bu çağrıya kulak verelim ve çözümü de kendi değerlerimizde arayalım vesselam.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
rk
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.